Tuğba Oruç

anlamı arayan blog

….

Yazdıklarımı sende unutmusum o gece

Şimdi hatırladım.

İçinde kalbini sakladığın o ahsap çekmecede duruyorlar.

 Bir ara uçlarını yakarsın…

Aklımı ise o çukur içindeki yüzünde,

uykusuz gözlerinde bırakmışım…hatırladım.

Saat: 01.30

27 / 02 / 2012

Hala…

Buruşturup attığım kağıtların sayısını unuttum.

Hepsi yitik…

Şimdi yazacaklarımı sindiremiyorum içime.

Ruhum ezik…

Hala merak ediyorum aklındakini…

Gece yarıları kadeh tokuşturdukların hariç

 Saat: 01.00

27 / 02 / 2012

O Gece

Bütün kış burnu kapalı ayakkabılarda
Sakladığı gibi ayaklarını
Tıpkı bir mucevher misali
Çıkarıp kutusuna koydu kalbini.
Ümitsizdi…
Yağmurun en huzurlu zamanıydı.
Telaşsiz, incecikti sesi… İç gıcıklar gibi…
Bitiyordu gün…
Artik ne o gunduz kalabalığının uğultusu,
Ne de o kızgın kadınların gürültüsü yükseliyordu simdi. Sokak, kimsesizdi…
O ise aklında binbir düşünceyle
Yatağına uzanıp Yorganini huzunune çekti.
Gece sakindi.

….

Eskiden kalan bir kaç ağızla konuşmak
ve kahkahalarla karışık cümle kurmak,
iyi gelmisti o gün… Ara sıra üzerimde;
Ellerimde ve yüzümde gezinen
sinsi bakışlar dışında,
samimiydik yan yana ve karşı karşıya
otururken koltukta.
Artik incitemeyecekti beni,
ufacık bir merhaba…
Senin o yolları daracık semtinin
sokağında karşılaştığımızda.
 
Saat: 01.00
17 / 01 / 2012
 Tugba Oruc

Çocuksun…

Sen her ne kadar serserisi olsan da karşı mahallenin.İçinde korkak bir erkek coçuğu yaşamakta. Bilmezsin!
Saat: 00.16
17 / 01 / 2012
Tuğba Oruç

İkimiz

Aylardır sustuklarımı sana anlatmıştım halbuki…
Bir kaç mısranın içine koymuştum kalbimi.
Ya da cumle içinde özetle, mutluluk bizimdi.
Yaz iyi başlamıştı. Güzeldik… Her an cekip gidecekmiş gibi bakan gozlerin, telasla kemirdiğin, kan içindeki tırnakların dışında. İyidik ikimiz.
Saat: 00.30
17 / 01 / 2012
Tuğba Oruç

….

Yagmur ince ince durmadan islatiyordu İstanbul’u

Kadin yuregi sizili olmasa bulacakti evin yolunu ama

Ayaklari hep geri geri yurudu.

Ve bindigi minubusun bugulu camindan dunyaya

Bakti durdu oyle huzunlu.

Saat:19.30

07 / 01 / 2012

Kasımda

Kasımda

Ne zaman bir damla yağmur düşse saçlarıma
Nasıl oluyorsa, bir anda
İliklerime kadar çöken
Hüzünle ıslanır kalbim
Bir fincan kederle midemde
Ağlarım içime içime, gizlice
Ve onun
Ellerimi acımasızca buruşturan
Sert rüzgarlarından sonra
Çırılçıplak kalan ağaçlarını izler
Dalar giderim uzaklara
Ve o tarifsiz güzelliğinde kaybolan ruhuma
Bakar dururum
Kasımda

15 / 11 / 2011
Saat: 12.40
Tuğba Oruç

Merak Ediyorum

Ne zamandır başbaşa
Kalamadım kendimle
Ne oldum ne bittim
Ne haldeyim
Bilemiyorum
En son
Gece yarıları
Kırmızı tonlardaki defterime
Kalbimi koyduğum oluyordu
Gizlice Satırlarında buluşuyordum
İçimle
Sonralari bazen de
En çok da böyle gri günlerde
Sokaklarda geziniyor
Kedileri izliyordum
Sessizce
Bir de insanlarını İstanbul’un
Hepten unuttum beni
Göz göre göre
Şairin de dediği gibi
Vallahi çok merak ediyorum kendimi
Bugünlerde

Saat: 15.00
03 / 11 / 2011
Tuğba Oruç

Yalnızlığım

Şu mevsimlerin içinde
En kararsızıdır sonbahar…
Ne zaman maviye çalar
Ne vakit grilere bulanır gökyüzü…
Belli olmaz.
Ve günün hangi saati o tatlı esintisini
Hissederim ensemde…
Yahut hangi an
Güneşle birlikte yanar yüzüm Bilinmez…
Ruhum gelgitlerine alışmaya çalışır
O çok sevdiğim
Sararıp solan sakin yaprakları
Usu usul süzülen yağmurları dışında
Durmadan hızlıca atar durur kalbim
Günler kısalır Benimse uzayan geceler gibi
Durmadan büyür yalnızlığım

Tuğba Oruç

Eski Yazılar »
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.